1999 Yılında Devlet memurluğundan emekli olan Ziya DOĞAN memleketi Isparta’nın Keçiborlu Kazasına bağlı olan Kuyucak Köyüne yerleşerek emekli hayatı sürmeyi amaçlamıştır. Doğa sporları ile ilgilenmesinin yanı sıra köyün gelir kaynağı olan lavanta ve gül yetiştiriciliğini de hobi amacıyla yapar.
Her emeklinin hayali olan , doğal ürünleri de yetiştirmeye başlar. Farklı olarak çiçek üreticiliği yapılan bu köyde yiyebileceği kadar balı da doğal olarak üretmek ister. Girişimlerinin sonucunda çok da başarılı olur. Çünkü bu köyün arıcılık için çok ideal bir yer olduğunu anlar.
Zamanla ürettiği balları, ihtiyacından çok fazla olduğundan dost ve akrabalarına ikram eder veya gönderir. Akrabalarından biri Hepatit B taşıyıcısı iken ilaç kullanmadan lavanta balı sayesinde kurtulduğunu söyler.Bunun üzerine Ziya DOĞAN Lavantanın karaciğer üzerindeki etkisini çeşitli kaynaklardan araştırır ve sonuçta Lavantanın gerek çiçeklerinde gerekse de yapraklarında moleküler yapıları ve etkin özellikleri bakımından birbirinden tamamen farklı maddeler bulunduğunu ,karaciğer metobolizmasının düzenli çalışmasında lavantanın çiçeklerindeki karaciğer enfeksiyonuna karşı adeta doğal bir antibiyotik oluşturduğunu arıların da lavantanın içeriğindeki Hepatit-C nin sebep olabileceği karaciğer kanserine dönüşme riskini büyük bir ölçüde önleyen etkin maddelerden bir tanesi olan ‘ursotic acid’ den bunu sağladığını öğrenir.Lavantanın, içerdiği etkin maddeler özenle bir araya toplanıp sanki, genel karaciğer şikatlerine karşı özel olarak yaratılmıştır.
Sonuç olarak;
Kahvaltılık ihtiyacından çok şifa niyetiyle olan taleplere ücreti karşılığında da olsa cevap verememenin üzüntüsünü duyar ve çevresinin de baskısıyla arıcılıkla profesyonel olarak uğraşmaya karar verir. O günden itibaren lavanta balını yurtiçi ve yurtdışında siz değerli müşterileriyle paylaşmaktadır.

